SULARIMIZA  SAHİP ÇIKALIM

SULARIMIZA SAHİP ÇIKALIM

Dünya üzerinde bulunan bütün su kaynakları yer yüzünde yaşayan tüm canlıların ortak hakkıdır. Bu anlayışla hareketle o halde su paylaşımı nereden çıktı.
İlk defa ( 1992 ) yılında Dünya Su Konseyi önce Dablinde daha sonra Rioda yapılan yeryüzü zirvesinde ortaya çıkmıştır. Daha sonra ki yıllarda ( IWRA – Uluslararası Su Kaynakları Teşkilatı) Kahire’de düzenlediği 8. Dünya Su Kongresi’nde özel bir gündem oluşturmuş, bu oturumda Dünya Su Konseyi ( WWC ) tarafından Küresel Ölçekte su kaynakların yönetimi dışındaki ülkelerin kendi başlarına su kaynakları ile ilgili karşı güç oluşturmadan küresel sermayenin içine dahil etmek için tek şemsiye altında toplamak fikri olmuştur. Amaç dünya su rezervlerinin tek hakimi ve söz sahibi olmaktır.
Bu süreç içerisinde IWRA, 1972 yılında kurulmuş, merkezi ABD’de olan bu sivil yapı tam 110 ülkeden 1400 civarında şirket kurum veya birey üyeye sahip olmuştur.
( Dünyada açlık sefalet kan göz yaşı varken kılını bile kıpırdatmayan zengin ülkeler veya kuruluşlar her nedense dünya su konseyi kuruluşuna hiç vakit geçirmeden üye olmuşlardır.)
Çıkarları olmadan sadece iyi niyetli insan sever ve dünyada suyun geleceğini garanti altına almak için yaptıklarına inanmak herhalde saflık olurdu…
Küresel sermaye uşakları sık aralıklarla bir araya gelir, “şu dünya sularını ne olacak” diye soruyorlar. Ne olmuş sularımıza, ‘işte NİL nehri var, FIRAT – DİCLE nehirleri var, işte Sudan’da ki nehirler var. Ayrıca yer altı su kaynakları var. İşte biz bu sular için endişe ediyoruz. Bu suları kontrol altına almamız lazım yoksa dünya susuz kalır.’
Dünya ülkelerinin bazıları olmasa da çoğu yoksul ülkeler bu su kullanımını bilmiyorlar. Baraj yapmak için paraları yok, kredi vermek yerine, ‘bu işleri biz yapalım amma bunu yaparken suların kullanım hakkı bizde olsun. Biz bu suyu onlara para karşılığında satabilelim, para kazanalım, iyilik olsun diye yapmıyoruz.’ Tabi ki bu konuşmayı kendi aralarında yapıyorlar herhalde dünyaya ilan edecek değiller.
Ne diyorlar; “su kıtlığını azaltmak, dünya su kaynaklarını verimli kullanmak için biz bu yatırımları yapıyoruz” diye söylemler geliştiriyorlar bunu yaparken bir yandan karşı fikir olursa yani, “biz sularımızı vermiyoruz” diyenler olursa onlarla nasıl mücadele edilebilir yöntemlerini düşünüyorlar.

İyi güzelde başta ABD – RUSYA – ÇİN suları hiç hesapta yok onların topraklarında Nehirler akmıyor mu? yukarıda saydığım ülkelerin tarlası yok mu? onların çiftçileri neden tarlasını başındaki artezyen kuyusuna ‘Pay Ölçer’ taktırmıyor? neden benim köylüm çiftçim bu çileye muhatap ediliyor? İşte bundan sonraki adımlar ülkesini idare eden hükümetlere düşer… Ya köylüsünde yana tavır alır yada küresel sermayenin kölesi olur…

Sonuç; “Suyuma Gölge etme başka ihsan istemem”

23 toplam görüntüleme, 1 bugün görüntüleme

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*